Bir arazide malik dışındaki kişi tarafından yapılan bina veya dikilen ağaçların aidiyetini tespit ettirerek ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma sürecinde pay alma ya da malzeme bedelini tazmin etme davasıdır.
Muhdesat; bir arazi veya arsa üzerinde malik dışında bir kimse tarafından kendi malzemesiyle meydana getirilen bina, fabrika, tesis gibi yapılar ya da dikilen bağ, bahçe ve ağaç gibi bütünleyici parçalardır (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 722) 4. Türk Medeni Kanunu’ndaki temel mülkiyet ilkesine göre bir arazinin bütünleyici parçaları arazinin mülkiyetine tabidir; yani kural olarak yapının mülkiyeti arazi malikine geçer (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 722/1) 4. Ancak inşa eden kişinin ayni bir hak kazanamaması, taraflar arasında haksız inşaat ve sebepsiz zenginleşme kaynaklı ciddi uyuşmazlıklar doğurur.
Özellikle kentsel dönüşüm, kamulaştırma işlemleri ve ortaklığın giderilmesi davalarında muhdesat konusu kilit bir rol oynar. Ortaklığın giderilmesi davasında satış bedeli paylaştırılırken taşınmaz üzerindeki yapının yalnızca belirli bir paydaş tarafından yaptırıldığı iddia edilir ve diğer hissedarlar buna itiraz ederse, mahkeme ilgili tarafa muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açması için kesin süre verir. Bu davada yapıyı kendi imkanlarıyla vücuda getiren kişi, yapının aidiyetini tespit ettirerek satıştan payına düşecek oranı artırmayı hedefler.
Diğer yandan arazisinde rızasız yapı yapılan malik, aşırı bir zarara yol açmayacaksa malzemenin sökülerek kaldırılmasını talep edebilir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 722/3) 4. Malzeme sahibi de benzer biçimde söküm isteyebilir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 722/2) 4. Yapının değeri arazinin değerinden açıkça fazla ise ve yapıyı yapan kişi iyi niyetliyse, uygun bir bedel karşılığında arazinin tamamının veya bir kısmının mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 724) 9. Sökümün mümkün olmadığı ve temliken tescil şartlarının oluşmadığı hallerde ise muhdesat sahibi arazi malikinden harcadığı malzeme bedelini tazminat olarak talep etme hakkına sahiptir.
Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiralananın tahliyesine ilişkin yasal zemin ana hatlarıyla ele alınmaktadır. Kiraya verenin ya da yeni malikin konut veya işyeri ihtiyacı, esaslı tadilat zorunluluğu, yazılı tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi ve on yıllık uzama süresinin dolması gibi kanunda sınırlı olarak sayılan tahliye nedenleri incelenmektedir. Ayrıca tahliye taleplerinde hak düşürücü dava sürelerine uyulmasının önemi ile dava açılmadan önce tüketilmesi gereken zorunlu arabuluculuk şartı vurgulanmaktadır.
Kesinleşen hapis cezalarında fiilen cezaevinde geçirilecek sürelerin tespiti ele alınmakta; koşullu salıverilme oranları, tekerrürün infaza etkisi ve denetimli serbestlik uygulamaları açıklanmaktadır. Ayrıca suç tarihine göre tanınan geçici infaz avantajları, tutukluluk mahsubu ve süre belgesindeki hesaplama hatalarına karşı başvurulabilecek hukuki yollar ana hatlarıyla özetlenmektedir.
Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin hissesini üçüncü kişiye satması halinde diğer hissedarların öncelikle satın alma hakkını kullanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davasıdır. Noter bildirimi yapılmışsa tebliğden itibaren üç ay, bildirim yapılmamışsa satış tarihinden itibaren her hâlde bir yıl içinde açılması ve belirlenen önalım bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesi şarttır.