Kıdem ve ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret ve fazla mesai alacaklarının tahsilini hedefleyen; dava öncesinde zorunlu arabuluculuk şartına ve beş yıllık zamanaşımına tabi uyuşmazlıklardır.
İş ilişkisinin herhangi bir sebeple sona ermesi, işçi ile işveren arasındaki mali hak ve borçların tasfiyesini zorunlu kılar. İşçilik alacakları; iş sözleşmesinin feshine bağlı tazminatlar ile çalışma süresi boyunca hak edilmiş ancak ödenmemiş ücret ve yan hakların tamamını kapsar. Uygulamada en sık karşılaşılan alacak kalemlerinin başında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı (4857 sayılı İş Kanunu m. 17) 10, ödenmeyen temel ücret (4857 sayılı İş Kanunu m. 32) 5, fazla mesai ücreti (4857 sayılı İş Kanunu m. 41) 6, yıllık izin ücreti (4857 sayılı İş Kanunu m. 53) 11 ile ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücretleri gelir.
Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin aynı işverene bağlı işyerlerinde en az bir yıl kesintisiz çalışmış olması ve iş sözleşmesinin kanunda sayılan haklı veya geçerli nedenler dışında sona ermiş bulunması şarttır. İşverenin haksız feshi, işçinin sağlık veya ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık gerekçesiyle haklı feshi, askerlik, emeklilik ve kadın işçinin evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde işten ayrılması hallerinde kıdem tazminatı ödenir. İhbar tazminatı ise belirsiz süreli iş sözleşmelerinde kanuni bildirim sürelerine (4857 sayılı İş Kanunu m. 17) 10 uyulmaksızın yapılan fesihlerde gündeme gelir; bildirim süresi tanımayan taraf, bu sürenin ücretini karşı tarafa peşin ödemekle yükümlüdür (4857 sayılı İş Kanunu m. 17/4) 10.
Fazla çalışma, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır ve her bir saat fazla mesai için saatlik ücret yüzde elli artırılarak ödenir (4857 sayılı İş Kanunu m. 41/1, 2) 6. İşçinin yıllık ücretli izin hakkı anayasal bir dinlenme hakkı olup çalışırken vazgeçilemez (4857 sayılı İş Kanunu m. 53/2) 11; sözleşme sona erdiğinde kullanılmamış izinlerin bedeli fesih tarihindeki son brüt ücret üzerinden parasal alacağa dönüşür.
İş davalarında ispat yükü kural olarak iddia edilen alacağın niteliğine göre dağılır. Fazla mesai ve tatil çalışmaları işyeri giriş-çıkış kayıtları, puantajlar, e-posta yazışmaları veya tanık beyanlarıyla kanıtlanırken; ücretin ödendiğini ispat yükü banka kayıtları ve imzalı bordrolarla işverene aittir (4857 sayılı İş Kanunu m. 32/2) 5. İşçilik alacaklarında dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tüketilmesi dava şartıdır. Ayrıca ücret ve eklerine ilişkin taleplerde beş yıllık zamanaşımı süresinin (4857 sayılı İş Kanunu m. 32/8) 5 dolup dolmadığı dikkatle incelenmelidir.
Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiralananın tahliyesine ilişkin yasal zemin ana hatlarıyla ele alınmaktadır. Kiraya verenin ya da yeni malikin konut veya işyeri ihtiyacı, esaslı tadilat zorunluluğu, yazılı tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi ve on yıllık uzama süresinin dolması gibi kanunda sınırlı olarak sayılan tahliye nedenleri incelenmektedir. Ayrıca tahliye taleplerinde hak düşürücü dava sürelerine uyulmasının önemi ile dava açılmadan önce tüketilmesi gereken zorunlu arabuluculuk şartı vurgulanmaktadır.
Kesinleşen hapis cezalarında fiilen cezaevinde geçirilecek sürelerin tespiti ele alınmakta; koşullu salıverilme oranları, tekerrürün infaza etkisi ve denetimli serbestlik uygulamaları açıklanmaktadır. Ayrıca suç tarihine göre tanınan geçici infaz avantajları, tutukluluk mahsubu ve süre belgesindeki hesaplama hatalarına karşı başvurulabilecek hukuki yollar ana hatlarıyla özetlenmektedir.
Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin hissesini üçüncü kişiye satması halinde diğer hissedarların öncelikle satın alma hakkını kullanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davasıdır. Noter bildirimi yapılmışsa tebliğden itibaren üç ay, bildirim yapılmamışsa satış tarihinden itibaren her hâlde bir yıl içinde açılması ve belirlenen önalım bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesi şarttır.