Kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla; borçlunun 5 gün içinde itiraz etmemesi veya 10 gün içinde ödeme yapmaması durumunda kesinleşerek doğrudan haciz aşamasına geçilen hızlı icra prosedürüdür.
Ticari ilişkilerde ve borç tasfiyelerinde ödeme aracı olarak kullanılan çek, bono ve poliçeler Türk Ticaret Kanunu uyarınca kambiyo senedi niteliğindedir. Kambiyo senetlerine bağlanan alacaklar, alacaklıya genel haciz yoluna kıyasla çok daha hızlı ve güvenceli bir tahsilat imkanı tanıyan kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icraya konulabilir (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 167) 2.
İcra müdürü takip talebini aldığında senedin kambiyo vasfı taşıdığını ve vadesinin geldiğini denetleyerek borçluya derhal bir ödeme emri düzenler (2004 sayılı İİK m. 168) 8. Kambiyo takibinde süreler oldukça katıdır. Ödeme emrini tebliğ alan borçlu, borca veya takibe ilişkin her türlü itirazını (ödeme, zamanaşımı, yetki) ya da imza inkarını tebliğden itibaren beş gün içinde icra dairesine değil, doğrudan İcra Hukuk Mahkemesine yazılı olarak bildirmek zorundadır (2004 sayılı İİK m. 168/3, 4, 5) 8. Borcun tamamının ve takip masraflarının ödenmesi için tanınan kanuni süre ise on gündür (2004 sayılı İİK m. 168/2) 8. Beş gün içinde yetkili mahkemeye itiraz edilmez ve on gün içinde ödeme yapılmazsa takip kesinleşir; alacaklı borçlunun taşınır, taşınmaz malları ile banka hesapları üzerinde haciz işlemi uygulayabilir.
Kambiyo senetleri sıkı şekil şartlarına tabidir. Bonoda "kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi", lehtar, düzenleme tarihi ve keşidecinin ıslak imzası bulunmak zorundadır. Çeklerde ise bankaya ibraz süreleri (keşide yeri ile ödeme yeri aynı yerde 10 gün, farklı yerlerde 1 ay) ve karşılıksız işlemi prosedürü alacaklının başvuru hakları açısından hayati önemdedir. Şekil eksiklikleri veya zamanaşımı sürelerinin geçirilmesi halinde senedin kambiyo vasfı kaybolur ve alacak adi senet seviyesine düşerek tahsilat kabiliyeti zayıflar.
Detaylı bilgi için iletişime geçiniz.
Konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinde kiralananın tahliyesine ilişkin yasal zemin ana hatlarıyla ele alınmaktadır. Kiraya verenin ya da yeni malikin konut veya işyeri ihtiyacı, esaslı tadilat zorunluluğu, yazılı tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi ve on yıllık uzama süresinin dolması gibi kanunda sınırlı olarak sayılan tahliye nedenleri incelenmektedir. Ayrıca tahliye taleplerinde hak düşürücü dava sürelerine uyulmasının önemi ile dava açılmadan önce tüketilmesi gereken zorunlu arabuluculuk şartı vurgulanmaktadır.
Kesinleşen hapis cezalarında fiilen cezaevinde geçirilecek sürelerin tespiti ele alınmakta; koşullu salıverilme oranları, tekerrürün infaza etkisi ve denetimli serbestlik uygulamaları açıklanmaktadır. Ayrıca suç tarihine göre tanınan geçici infaz avantajları, tutukluluk mahsubu ve süre belgesindeki hesaplama hatalarına karşı başvurulabilecek hukuki yollar ana hatlarıyla özetlenmektedir.
Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan birinin hissesini üçüncü kişiye satması halinde diğer hissedarların öncelikle satın alma hakkını kullanarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tapu iptal ve tescil davasıdır. Noter bildirimi yapılmışsa tebliğden itibaren üç ay, bildirim yapılmamışsa satış tarihinden itibaren her hâlde bir yıl içinde açılması ve belirlenen önalım bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesi şarttır.